Dil ve Anlatım Ders Notları Lise 1 ÜNİTE V CÜMLE (TÜMCE) BİLGİSİ, CÜMLENİN ÖGELERİ, CÜMLENİN YAPISI, CÜMLEDE ANLAM, BİLDİRDİKLERİ ANLAMA GÖRE CÜMLELER, DİLEK, İSTEK, SORU CÜMLELERİ,OLUMLU, OLUMSUZ CÜMLELER

ÜNİTE V CÜMLE (TÜMCE) BİLGİSİ
A. CÜMLENİN ÖGELERİ
. Sözcüklerin her birinin bir anlamı olmasına rağmen bir yargı ifade etmezler. Bir duygu, düşünce ve istekler yargı ifade eden cümlelerle dile getirilir.
“Traktör hiç durmadan köyden çktı.Biz de ardısıra yürüyorduk.Toprağı nasıl süreceğini merak ediyorduk.” cümlelerinde bir yargı bulunmaktadır.Bir dil çeşitli birimlerden oluşur. Bunların başında ses, hece, sözcük, tamlama ve sözcük grupları gelir. Bu sözcüklerin her birinin kendi başına bir anlamı ya da görevi vardır. Ancak bunlar dilde iletişim kurmada yeterli olamazlar.İletişim aracı olması için dil birliklerinin bildirme, belirtme, yaptırma görevlerinin olması gerekir.
Yukarıda belirtilen birimlerden ses, hece, sözcük, tamlama ve sözcük grupları dilin bildirme, belirtme ve yaptırma görevlerini gerçekleştirmeye yetmez. Yani bir iletişim aracı olarak kullanılmaz. Ancak bu birimler bir düzende belli kurallar içerisinde sıralanır ve bir yargı belirtirse bir anlam taşır.Bu özelliğiyle cümle bir yargı bildiren anlamlı en küçük birimdir. Sözcüklerin elbette tek başlarına bir anlamları vardır. Bir duygu, düşünce veya bir kavramı karşılarlar.Ancak bir duygu, düşünce ve isteği karşımızdakine anlatma, iletme gücünde değildir. Bu bakımdan dil birimlerinin bir düzende sıralanması ve bir veya birkaç yargıyı içermesi gerekir.


Bu açıklamalar ışığında cümle şöyle tanımlabilir:
Bir veya birden fazla yargıyı içeren düşünce, istek belirten dil birimine cümle denir.
Bir cümlede anlam, anlatım ve yargı birliği vardır. Cümlede anlam birliği duygu düşünce ve isteğin tam olarak bildirme gücünden; anlatım birliği, anlatımın tek kalıbı oluşundan; yargı birliği yargı bildiren bir dilbirliği oluşundan kaynaklanır. Cümlede sözcük sayısı sınırlı değildir. Bu sayı konuşan ya da yazan kişinin isteğine göre değişir. Ancak tek sözcükten oluşan cümler de vardır.
“Ahmet İstanbul’dan geldi mi? “ sorususuna cevap olarak verilen “Geldi.” Tek sözcüklü bir cümledir.
Cümlenin ögeleri
Türkçe cümlelerde dört öge bulunur:
1. Yüklem
2. Özne
3. Nesne (Düz Tümleç)
4. Tümleç
Bu ögelerden cümlede mutlaka bulunması gereken yüklem ile öznedir. Bunlara cümlenin temel ögeleri denir. Nesne ve tümleçler cümlenin anlamını tamamlayan (tümleyen) yardımcı ögelerdir. Cümlede yukarıda belirtilen ögeler gelişigüzel sıralanmaz. Ögelerin kullanım amacına aykırı olarak sıralanması cümlenin anlatım gücünü zayıflatır ya da ters anlamlara yol açabilir.Cümlede bu ögeler belirli ilkelere göre sıralanır.
Bunlar:
a. Türkçenin cümle yapısında temel ögeler sonda bulunur; yardımcı ögeler daha önce gelir. Yüklemin sonda bulunuşu düz cümle için geçerli bir kuraldır. Devrik cümlelerde yüklem, başta, ortada bulunabilir.
b. Türkçe cümlelerde anlamı özellikle belirtilmek istenen ögeler yüklemin yanında bulunur. Bu öge cümle vurgusu ile belirtilir.
“Ahmet İstanbul’dan dün geldi.” Cümlesinde zaman anlamı; “Ahmet dün İstanbul’dan geldi. “ cümlesinde ise yer anlamı öne çıkartılmıştır.
1. Yüklem
Yüklem cümlede eylem oluş, durum istek, bir hareket bildiren dil bilgisi birliğinin görev adıdır. Cümlenin temel ögesidir; tek başına bile olsa cümle oluşturabilir. Özenin yaptığı işi, öznenin durumunu oluşununu belirler, yargıyı üzerinde taşır. Yüklem olmadan cümle kurulamaz.
Etrafına bakına bakına gitti. Gelen gidine rahmet okutur. cümlelerinde gitti, okutur fiilleri birer yüklemdir. Cümlede, heceler, ekler, isimler,isim tamlamaları, sıfat tamlamaları, zamirler edatlar ve söz grupları yüklem olarak kullanılır.
2. ÖZNE
cümlelerde eylemi yapan bir varlık bulunmaktadır. Bunlar öznedir. Cümlede yüklemin bildirdiği, oluş ve hareketin yapıcısı ya da durumun göstericisi olan cümle ögesine özne denir. Özne cümlede sözcüklerin görev adıdır. Yüklem gibi özne de cümlenin temel ögesidir. Tek sözcükten oluşan cümlelerde dahi özne vardır. Fiillere eklenen kişi ekleri öznenin kim ya da ne olduğunu bildirir.
“Okudum.” cümlesinde, (oku-du-m) – du zaman ekinden sonra gelen -m eki (ben) Okudu-n (sen), okudu (o), okudu-k (biz) okudu-nuz (siz), okudu-lar (onlar) ekleri özneyi gösterir.
Özneler isim soylu sözcüklerdir.
Özneler çeşitli türlere ayrılır.
a. Gerçek Özne: Eylemle biten cümlelerde, etken çatılı fiil (eylem) cümlelerinde gerçek özne bulunur.
“Ahmet Efendi bahçeyi yapraklardan temizledi.” cümlesinde Ahmet Efendi gerçek öznedir.Temizleme işi Ahmet Efendi tarafından yapılmıştır.
“Bu işten sen zararlı çıkacaksın.” cümlesinde gerçek özne “sen” dir.
b. Gizli özne: Cümlede adı açıkça belli olmayan, yüklemden hareket ederek çıkartabildiğimiz özneye gizli özne denir.
“Bahçeyi yapraklardan temizledi.” cümlesinde bahçeyi yapraklardan temizleyen açıkça belli değildir. Kim temizledi sorusuna (O) temizledi cevabını alırız cümlenin özneleri o’dur.
c. Sözde özne: Edilgen çatılı fiil (eylem) cümlesiyle, edilgen çatılı filimsilerle (eylemsilerle) kurulu isim cümlelerinde öznenin yerini tutan nesneye sözde özne denir. Ancak belirtisiz nesneler sözde özne olabilir. Belirtili nesneler sözde özne olamazlar.
“Pencereyi açarken cam kırıldı.” cümlesinde kırılan ne sorusunun cevabı olan “cam” sözde öznedir. Camı kıran kişi, varlık belli değildir. Ancak ortada bir oluş “camın kırılması” vardır. “Parkın ağaçları kesilmiş.” cümlesinde “parkın ağaçları” sözde öznedir. Ortada bir kesilme eylemi vardır, ancak bunu yapan belli değildir. Bu tür cümlelerde nesne konumundaki varlıklar özne görevindedirler.
ç. Örtülü özne: Edilgen çatılı eylemlerle kurulu cümlelerde bir yardımcı sözcük aracılığıyla belirilen özneye örtülü özne denir.
Odalar, gerçi şehirde bulunan tuluat kumpanyası tarafından tutulmuştu. Reşat Nuri Güntekin
Yukarıdaki cümlede “odalar” sözde özne “şehirde bulunan tuluat kumpanyası” örtülü öznedir. Tutulma işini yapan kişi (kişiler)dir.
“Kar yüzünden yollar kapandı.” cümlesinde yollar sözde özne, kar örtülü öznedir.
d. Ortak özne: Sıralı cümlelerde birinde bulunan diğerlerinde bulunmayan ve hepsiyle ilgili olan özneye ortak özne denir.
Asker başını çevirdi, işi anladı ve yere atladı. cümlesinde asker ortak öznedir. Başını çeviren, işi anlayan ve yere atlayan kişi askerdir.
Türkçede isimler, sıfatlar, tamlamalar, zarflar, zamirler vb. cümlede özne olarak kullanılır.
Cümlede özneyi bulmak için yükleme kim ve ne soruları sorulur.
3. NESNE (DÜZ TÜMLEÇ)
İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır. cümlesini inceleyiniz.
Yukarıdaki cümlede batırılacak olan varlık iğne ile çuvaldızdır. Bu sözcükler nesnedir.
Nesne yüklemden etkilenen, yüklemin etkisini üzerine alan ya da herhangi bir niteliği gösteren cümle ögesidir. Nesnenin bulunduğu cümlede bir etkilenme vardır; bu etkilenme nesneyle belirtilir.
Yukarıdaki cümlede batırılacak olan varlık iğne ile çuvaldız bu cümlenin nesneleridir.
“Ağaçlardan çınarı çok severim.” cümlesinde sevme eyleminden etkilenen varlık “çınar” cümlenin nesnedir.
Nesneler yapıları bakımından belirtili ve belirtisiz nesne olmak üzere iki türlüdür.
a. Belirtili nesne: Geçişli fiillerle (eylemlerle) kurulan cümlelerde -i durum eki almış olan nesnelere belirtili nesne denir.
Bundan evvelki mektuplarını ehemmiyetle okudum. cümlesinde evvelki mektuplarını isim tamlamalarından -nı/-ni (-ı/-i) durum ekini
almıştır.
“Boğaz köprüsünü hiç görmemişti. Bahçedeki ağaçları budadı.” cümlelerinde “köprüsünü, ağaçları” kelimeleri cümlelerin belirtili nesneleridir.
b. Belirtisiz nesne: Geçişli eylemlerle kurulu cümlelerde yalın durumda bulunan nesneye beliritisiz nesne denir. Belirtisiz nesnelerde -ek bulunmaz. Anlam bakımından belli olmayan bir varlığı ya da niteliği gösterir. “Köye akşamdan haber gönderdik.” cümlesinde gönderilen haber yalın durumdadır ve cümlenin belirtisiz nesnesidir. Burada belirli bir haber ifade edilmemektedir.
“Sonunda beklediğimiz mektup geldi.” cümlesinde mektup yalın durumda olup cümlenin nesnesidir.Cümlede nesneyi bulmak için neyi/ neleri, kimi/kimleri soruları sorulur.
4. TÜMLEÇ
Cümlenin anlamını türlü yönlerden zaman, nicelik nitelik yer, yön, soru yönelme, bulunma, çıkma bakımlarından belirleyen, sınırlayan anlamı daha belirginleştiren ögelere tümleç denir. Tümleç sözcüğünün anlamı da tümleyen demektir. Tümleçler anlam yönünden yüklemle bağlantılıdırlar. Tümleçler cümlenin yardımcı ögeleridir.
Aşağıdaki cümlelerin nesnelerini bulunuz. Türlerini söyleyiniz.
* Kapıyı hızlı hızlı vurdu.
* Gittiği yerde iyiyi doğruyu, güzeli ve geleceği anlatmıştı.
* Radyoda kalın bir ses anlaşılmaz bir şeyler söylüyordu.
b. Zarf Tümleci: Yüklemin anlamını zaman durum nitelik, nicelik, yer, yön ve soru ilgisiyle belirleyen, anlamı sınırlayan tümleçlere zarf tümleci denir. Zarf tümleçleri cümlenin anlamını zaman yönünden tamamlıyorsa zaman zarf tümleci, yer bakımından tamamlıyorsa yer zarf tümleci, nitelik yönünden tamamlıyorsa hâl zarfı tümleci adını alırlar.
“Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece.” Gündüz gece (zaman) zarf tümlecidir.
“Avcı Süleyman yürüye yürüye, dik bir kayalığın dibine vardı.” Cümlesinde yürüye yürüye (hâl): zarf tümlecidir. Dik bir kayalığın dibine dolaylı tümleçtir.
“Kapı hızlı hızlı vuruldu.” cümlesinde hızlı hızlı (hâl) zarf tümlecidir.
Zarf tümleçleri yalın durumda (ek almadan) ya da ismin -e, -de, -den ekleri alarak kullanılabilirler.
Cümlede zarf tümleçlerini bulmak için yükleme nasıl, ne zaman, vb. soruları sorulur.
c. Edat Tümleci: Edatlardan ya da başka dil birliklerinden oluşan cümleye araç, benzerlik, ilgi, eşitlik, nedenlik vb. katan cümle ögesine edat tümleci denir. Tümleç türleri şunlardır:
a. Dolaylı Tümleç: Yüklemi yer, yön, bulunma, çıkma vb. yönlerden tamamlayan cümle ögesine dolaylı tümleç denir. Cümlede dolaylı tümleçler -e, -de, -den, durum eklerini alırlar. Cümleyi anlam yönünden güçlendirirler, belirginleştirirler. Her zaman bulunması zorunlu değildir.
“Naim Efendiler bu yaz Kanlıca’ya taşınmadılar.” cümlesinde Kanlıca’ya (yer belirttiği için) dolaylı tümleçtir.
“Samsun’dan Erzurum’a vardık.” cümlesinde Samsun’dan Erzurum’a dolaylı tümleçtir.
“Bir tatar yolda koşuyordu.” cümlesinde “yolda” dolaylı tümleçtir.
Cümlede dolaylı tümleci bulmak için yükleme nereye, nereden, kime, kimden kimde vb. soruları sorulur.
şu cümlelerdeki dolaylı tümleçleri gösteriniz.
* Bu kitabı İngilizceden çevirmişler.
* Mağaranın içinde Kalafat, kıpkırmızı lekelerle sular içinde hâlâ karides avlıyordu.
Kuş artık korkunç ve garip bir karanlıkta uçuyordu.
Artık hayatla barıştım.
Ağaçların sık yeşil yaprakları, elektrik ışıkları ile parlıyor.
Önümden trenler gelir gider
Demir yolu ta Erzurum’a kadar.
Yukarıdaki cümlelerde hayatla, ışıkları ile Erzurum’a kadar, sözleri edat tümlecidir.
B. CÜMLENİN YAPISI
Bir yargı birimi olarak cümleler yapıları bakamından yalın (basit) birleşik, sıralı ve bağlı cümle olmak üzere dört türe ayrılır.
a. Yalın (Basit) Cümle: Bu cümlelerde tek yüklem ve tek yargı bulunur. Yüklem ya çekimli bir fiil ya da ek fiil ile çekimlenmiş isim soyundan bir sözcüktür. Bir tek duygu, düşünce ve isteği yargıya bağlayan cümlelere yalın cümle denir.
“Okudum.” “Öğrenciyim.” Akşam geldik.” cümlelerinde bir yargı bulunduğu için yalın cümledir. Yalın cümleler bir tek sözcükten oluşabileceği gibi, daha fazla sözcükten de oluşabilir. Önemli olan sözcük sayısı değil cümlenin yargı içermesidir.
“Ahmet nereye gitti?” üç sözcükten oluşan bir soru cümlesidir. Bu soruya karşı verilen “Bilmiyorum.” cevabı tek sözcükten oluşan bir cümledir.
“Biz hâlâ cilalı adam devrinin çelisini dolduruyoruz.” (Falih Rıfkı Atay) cümlesinde bir yargı bulunmaktadır.
Yalın cümleler her zaman yüklemle bitmez. Yüklemi isim ya da isim soyundan olan cümleler de vardır.
“Günümüzde medeniyet ölçüsü kültür, sanat ve teknikte üstünlüktür.” cümlesindeki “üstünlük” isim soyundan bir yüklemdir.
b. Birleşik Cümle: Birden çok duygu, düşünce ve isteği, yani birden fazla yargı içeren cümlelere birleşik cümle denir. Birleşik cümlelerde temel bir yargı vardır. Bu temel yargının ifade edildiği cümleciğe temel cümle denir. Diğer cümleciklere yan cümlecik denir. Yan cümlecikler anlam bakımından temel cümleciği tamamlarlar. Birleşik cümlelerde sıfat fiiller, zarf fiiller isim fiiller ve şartlı çekim ekleri ile kurulmuş yan cümlecikler temel cümleye bağlanır. yan cümlecikler çeşitli yönlerden temel, cümleciğin anlamını tamamlamaktadırlar.
c. Sıralı Cümle: Anlamca ilgili birden çok yalın ya da birleşik cümlelerin virgül ya da noktalı virgüllerle bağlanmasıyla oluşan cümlelere sıralı cümle denir. Sıralı cümlelerde aralarında anlam bakımından ilgi ve birden çok yargı bulunur.
ç. Bağlı Cümle: Anlamca ilgili yalın ya da birleşik cümlelerin bağlaçlarla birbirine bağlanmasıyla oluşan cümleye bağlı cümle denir.
Köroğlu bir şamar attı ki Bolu Bey’inin gözlerinden ateş saçıldı.
Artık seni kurtaracak kimse de yok.
Atatürk diyor ki “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” cümleleri bağlı cümlelerdir.
Cümleler yüklemin türüne ve bulunduğu yere göre iki türde incelenir:
1. Yüklemin Türüne Göre Cümleler: Cümleler yüklemin türüne göre isim ve fiil cümlesi olmak üzere ikiye ayrılır.
a. İsim Cümlesi: Yüklemi isim ya da isim soyundan bir sözcük ya da sözcük öbeğinden oluşan cümlelere isim cümlesi denir. İsim cümlesi öznenin ne olduğunu ya da durumunu bildirirler. Nitelik, özellik ve sayı bakımından özne ile yüklem arasında
bağlantı kurar. İsim cümlelerinde yargı ek fiilin çekimi ile sağlanır. İsim ve isim soyundan olan sözcükler ek fiilin çekimine girerek yüklem niteliği kazanır. İsim cümlelerinde yüklem koşaç alır. Kosaç cümleye olumluluk, olumsuzluk kesinlik, olasılık süreklilik anlamları katan sözcük ya da ektir. Olumluluk anlamı -dır/ -dir eki ile; olumsuzluk anlamı da değil / değildir sözcüğüyle sağlanır.
Çocuk hastadır. (olumlu)
Çocuk hasta değildir. (olumsuz)
b. Fiil Cümlesi: Yüklemi çekimli bir eylem olan, bağımsız yargı bildiren cümlelere fiil cümlesi denir. Fiil cümleleri öznenin ne yaptığını bildirir. Bu tür cümleler haber (bildirme) ya da istek kipiyle kurulur. Haber kipiyle kurulanlar bir yargıyı, bir oluşu, bir durumu bildirirler. Dilek-istek kipiyle kurulanlar ise bir duyguyu, bir isteği ya da bir emri dile getirirler.
Cümleler yüklemin bulunduğu yere göre kurallı ve devrik cümle olmak üzere ikiye ayrılır.
a. Kurallı Cümle: Kurallı bir cümlede yüklem sonda bulunur. Cümle özne, nesne ve yüklem düzeninde sıralanır. Bu düzende olan cümlelere kurallı cümle denir.
“Köroğlu ordunun yaklaştığını anladı.” cümlesinde ögeler özne, nesne ve yüklem düzeninde sıralanmıştır. Bazı cümlelerde özne yukarıdaki gibi açıkça belli olmayabilir.
“Ordunun yaklaştığını anladı.” cümlesinde özne (o) yüklemden anlaşılır. Bu tür özneye gizli özne denildiğini anımsayınız.
b. Devrik Cümle: Yüklemi sonda olmayan cümleye devrik cümle denir. Devrik cümlede yüklem başta, ortada olabilir. Sözün etki ve anlam gücünü artırmak için devrik cümle kullanılır. Devrik cümleler anlatıma doğallık katar.
2.Bildirdikleri Anlama Göre Cümleler
a. Haber Cümleleri
“Gençten bir adam geldi. Elinde bir değnek vardı. Demirciye uzattı.” cümlelerinde bir bilgi bir haber verilmektedir. Burada görülen, tanık olunan bir olay anlatılmaktadır. Tutacaktı yükleminde tutacak gelecek zaman ifade etmekte- t (di) eki gelecek zamanın hikâyesini belirtmektedir. “Bunun usulü böyledir.” Geniş zamanlı bir cümledir. Bu zaman şimdiki ve gelecek zamanı da içine alan geniş bir zaman dilimidir. Haber cümleleri daha çok anlatmaya bağlı bilgi, vermek, aydınlatmak amacıyla yazılan metinlerde kullanılır. Burada kişinin gördüğü, duyduğu olaylar anlatılır. Eylemin belirttiği anlam geçmişle, şimdiyle ve gelecekle ilgili bildirme görevi yerine getirilir. Eylem kök ve gövdelerine çeşitli kip (zaman) ekleri getirilerek zaman; zaman eklerinden sonra da kişi ekleri eylemin kimin yaptığı belirtilir.
Örneğin; yazacağım yüklemi yaz- acak-ım, “yaz” eylem kökü) “-acak” gelecek zaman eki, “-ım” kişi eki (ben)dir.
Ek fiil: İsim soylu sözcüklerin sonuna gelerek, onların yüklem olmalarını sağlayan dil birimine ek fiil denir.
“Ahmet çalışkandır. Hepimiz arkadaşız. Hava güzel. Çok yorgunum.” Cümleleri isim soyludur. Bunlar eklerle çekimli hâle gelir ve yüklem görevini yaparlar.
Ek fiil imek fiilinden doğmuştur. İdi, imiş, ise, iken olarak ek hâline gelmiştir.
Çekimi şöyledir:
çalışkan-ım I. Tekil kişi
çalışkan – sın II. “ “
çalışkan-dır III. “ “
çalışkan-ız I. Çoğul kişi
çalışkan-sınız II. “ “
çalışkan-lar III. “ “
Ek fiil “değildir” sözcüğüyle olumsuz hâle getirilir. Çalışkandır. Çalışkan değildir. vb.
C. CÜMLEDE ANLAM
1. CÜMLEDE ANLAMIN OLUŞMASI
Metin ilk cümlesini birlikte inceleyelim.
“Şimdi, akıntı, var, sandal, burun, kürek, çek, mağara, ön” sözcükleri başlı başına bir anlamları oldukları hâlde, cümle içerisinde anlaşılır bir anlam taşımazlar.Burada mesaj (ileti) gönderici ile alıcı arasındaki ilişki cümleyi anlamlı hâle getirir. Yukarıdaki cümlede “Şimdi akıntıya verdik miydi sandalın burnunu, kürek çekmeden mağaranın önündeyiz.” sözcük grupları bir düzen içerisinde sıralanarak anlam kazanmıştır. Bu ögeler arası uyum sözcüklerindeki ekler sayesinde sağlanmaktadır. “Sular bizi tam mağaranın önüne getirdi.” cümlesinde “su, biz, tam, mağara, ön, getir.” sözcükleri eklerle bağlanarak cümle anlamlı hale gelmiştir (biz)i, (mağara)nın, (ön)üne vb. dil bilgisi ögeleri sözcükleri birbirine bağlamaktadır. Türkçede bir cümle farklı biçimlerde ifade edilebilir. Bu durumda cümlenin anlamında değişiklikler olur. Aynı cümleyi şöyle söyleyebiliriz. “Tam mağaranın önüne bizi sular getirdi.” cümlesinde anlamda değişmeler oluşmuştur. Burada mağaranın önüne bizi neyin (suların) getirdiği öne çıkmıştır.
C. Cümlede Anlam
1. Cümlede Anlamın Oluşması
Yukarıdaki metinde yüklemlerde bir haber bildirilmektedir. Oldu, tutuyordu, duydum vb. örnek olarak gösterilebilir.
“Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl,”
“Hele karnaval mevsimi de gelse”
“Buna razıyız, daha beteri olmasa.” cümlelerinin yükleminde bir dilek-istek ifade edilmektedir.
Türkçede fiiller haber ve dilek kipi olmak üzere iki bölümde incelenir. Fiilde kip dile getirilen işin, hareketin olayın oluşuyla ilgili biçimine verilen addır. Bu biçimde iş, hareket oluş ya bildirilir ya da dilek istek, emir dile getirilir. Çekimli fiillerde köklere getirilen eklerle kip ve kişi anlaşılır. Bil-di-m fiilinden bilmek eylemi-eylemin kipi ve zamanı (-di) ve kişi (-m) ekinden anlaşılır. Fiillerde olayı yapan kişi ve kişinin olay karşısındaki ruhsal durumu kip ile anlaşılır.
A. Haber Kipleri: Bu kipte eylemin yapıldığı zaman kavramı geçmişte, şimdi, gelecekte ya da geniş bir zaman diliminde mi yapıldığı bildirilir. Fiil kök ya da gövdelerine belirli eklerin getirilmesi ile kurulur. Bildirme kipleri şunlardır: Belirli geçmiş zaman, belirsiz geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman ve geniş zaman.
B. Dilek Kipi: Fiillerle anlatılan kavram dilek, istek, gereklilik emir (buyurma) anlamı taşıdığı için dilek-şart kipi olarak adlandırılır.
Haber kipinde olduğu gibi fiil kök ya da gövdelerine çeşitli ekler getirilerek kurulur. Dilek kipleri şunlardır: dilek-Şart, istek, gereklilik ve emir kipi. Bildirme ve dilek kipleri tablo olarak şöyle gösterilir.
* Şart bileşik zamanının gereklik kipiyle çekimi seyrek kullanılmaktadır.
2. BİLDİRDİKLERİ ANLAMA GÖRE CÜMLELER
B. DİLEK, İSTEK, SORU CÜMLELERİ
Bir dileği, bir isteği, bir emri ya da bir gerekliliği ifade eden cümlelere dilek-istek cümleleri denir. Dilek-istek cümlelerinde istenilen
tasarlanan bir eylem veya eylemler hakkında bir niyet duygusu ifade edilir.Dilek-istek cümleleri grubunda istek bildiren cümleler, dilek-şart bildiren cümleler, soru cümleleri, gereklilik bildiren cümleler, emir cümleleri ile ünlem cümleleri yer alır.
Dilek-şart cümleleri: Dilek şart cümleleri fiil kök ya da gövdesine -sa/-se ekleri getirilerek kurulur.
“Ah bir zengin olsam.”
“Okulumu bitirsem, yüzmeyi öğrensem.” cümlelerinde şarta bağlı bir dilek anlatılmaktadır.
İstek cümleleri: Bu tür cümleler kişinin kendi kendine yapmak istediği eylemi ifade eder.
“Kalkayım, eve gideyim,
Haydi bize gidelim. Burada iki gün kalalım.” cümleleri bu tür cümlelerdir.
Gereklilik cümleleri: Mutlaka yapılması gerekir anlamı ifade ederler.
*Başarmak için çalışmalıyım.” “Eve gitmeliyim.” vb.
Emir cümleleri: Bir buyruğu bir emri ifade eden cümlelerdir. oku, çalış, git, gel, vb.
Soru cümleleri: Soru anlamı ifade eden cümlelere soru cümlesi denir. Soru cümlesi soru edatları ile ya da cümlenin sonuna getirilen -mı/-mi soru ekleriyle kurulur. Soru cümleleri göndericinin (konuşan kişinin) bilmediği bir konunun doğrulanması (teyidi) amacıyla kullanılan cümle çeşididir. Bu tür cümlelerde mutlaka cevap verilmesi beklenir. Cevap beklenen soru cümlelerine gerçek soru cümlesi, cevap beklenmeyen, dikkat çekmek duygu ve düşünceyi daha güzel ifade etmek amacıyla kurulanlara da sözde soru cümlesi denir. “Ne kadar güzel bir manzara?”
Rica, abartma, karşılaştırma, sitem ifade etmek için de soru cümleleri kullanılır. Soru cümlelerinin sonuna soru işareti konur. Bundan şüphe mi duyuyorsunuz?
Orada ne yapıyorsunuz?
Ünlem cümlesi: Coşku ve heyecan ifade eden cümlelere ünlem cümlesi denir.Ünlem niteliğindeki sözcükler ile şaşma öfke, bıkma, sitem, üzüntü, özlem, yardım isteği ifade eden sözcüklerle ünlem cümleleri kurulur. Ünlem cümlelerinin sonuna ünlem işareti konur.
Örnekler
Ey en güzel!
Ey en büyük!
Ey Atatürk!
Behçet Kemal Çağlar
Ey insan, ey yalnız kendim diyen Tek Adam! Coşkun Ertepınar
BİLDİRDİKLERİ ANLAMA GÖRE CÜMLELER
C. OLUMLU, OLUMSUZ CÜMLELER
“Atlar ürkmedi, kimse bana dokunmadı, düşmedim” cümleleri olumsuz cümlelerdir. Bu cümlelerin olumlu hâli dayanmış, (ses) çıkardı, ürktü, dokundu vb. sözcüklerle kurulan biçimidir. Olumluluk hâli Türkçe fiililerin yapılanları içerisinde anlatılmaktadır.Bu cümlelerde olumsuzluk fiil kök ve gövdelerine getirilen -mamak/-memek ekleriyle kurulmaktadır. Bilmek olumlu, bilmemek olumsuz, okudu olumlu, okumadı olumsuzdur. Türkçede olumsuzluk eki fiil kök ve gövdelerine zaman ekinden önce gelir. Yaz-ma-yacak-fiilinde yazmak eylem kökü, -ma- olumsuzluk eki; y-acak gelecek zaman ekidir. Gelecek zaman ekinden sonra da kişi ekleri gelir. Yüklemi isim olan cümlelerde olumsuzluk -dır ekinden sonra gelen değildir sözcüğüyle kurulur. “En çok sevdiğim çiçek güldür.” olumlu cümlesi “gül değildir” biçiminde olumsuz duruma getirilir. Yüklemi “var” ile biten cümleler de yok sözcüğüyle olumsuz hâle getirilir.
“Semtlerde bir tek garaj yok.”
3. Anlamlarına Göre Cümleler
Olayın anlatımında haber cümleleri kullanılmıştır. Cümlede anlam en çok yüklemde beliritilir. Yüklemin dışındaki ögeler yüklemde belirtilen anlamı tamamlarlar. Cümleler çeşitli nitelikler taşırlar. Cümleler betimleyici (tasvir edici), açıklayıcı, öyküleyici ve tartışma niteliğinde kurulabilir. Bu nitelik anlatılan konunun özelliğine anlatan kişinin üslubuna göre değişir.
Cümleler metinde bulunukları yere göre anlam ve değer kazanır. Yalnız başına cümlenin anlamından söz etmek yanılgıya neden olur. Cümleler yerine göre anlam bakımından nasihat, öneri, öğüt, üzüntü, sitem, eleştiri vb. içeribilir.
4. ANLATIM BOZUKLUKLARI
Anlatım bozuklukları dil bilgisi kurallarına uymamaktan ve anlamdan kaynaklanan bozukluklar olmak üzere ikiye ayrılır.
a. Dil bilgisi kurallarına uymamaktan kaynaklanan bozukluklar
Özne-Yüklem Uygunluğu: Özne ile yüklem arasında teklik-çokluk ve kişi bakımından uygun olmalıdır.
* Bir topluluk adına konuşan kişi özneyi de yüklemi de çoğul olarak kullanır. Bir genç zabit yaklaşıp ona “Hoca inat etme fena yaparız.” dedi. Bu cümlede tekil bir varlık olan zabit, bir kitle adına yüklemi çoğul olarak “yaparız” kullanmıştır.
* Böbürlenmek için özne olan zamir çoğul olarak kullanılır.
Biz adamı perişan ederiz.
Biz kaba gürültüye papuç bırakmayız.
* Özne ile yüklemin kişi bakımından uygun olması gerekir.
Sen bu kitabı okuyacaksın.
O bize geldi. Biz çalışalım.
Siz gidiniz.
* Öznesi ayrı kişilerden oluşan cümlelerde özne ve yüklem uygun olmalıdır.
Ayşe’yle sen tiyatroya gitmeyeceksiniz, sınava hazırlanacaksınız.
O geceyi iyi hatırlıyorum, sen, ben, Turgut sinemaya gidiyorduk. (Sen, ben ve Turgut “biz” olarak kullanılır.)
* Anlatıma saygı ve nezaket katmak için tekil varlıklar çoğul olarak kullanılır. Cumhurbaşkanımız İstanbul’u şereflendirdiler.
Siz buyurun.
– Ahmet Bey evdeler mi?
– Hayır şimdi çıktılar.
* Şu örneklerde özne çoğul olsa da yüklem tekil olarak kullanılır.
Gözlerinden yaşlar boşandı.
Yüzüme gülümseyerek bakındı.
Manzarası çok güzel ama havası temiz.
Hastalığa yakalanma şansı çok yüksektir.
Yazarın son eserini anımsayanlar bir yanılgı içerisindeler.
Gürültüler, bağrışmalar başladı.
Dışarıdan uğultular geliyordu.
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer. Ahmet Haşim
Çalışanlar zam istiyor.
b. Anlamdan kaynaklanan bozukluklar ise şöyle sıralanabilir:
* Öge eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu anlatım bozukluğuna neden olur.
* Cümlede özne yüklem, nesne, ya da tümleçlerden birinin eksik olması anlatım bozukluğuna neden olur.
“Buna ancak Bakan karar verir ve uygular.” cümlesinde “Buna… karar verir.” cümlesi uygun olduğu hâlde “Buna…. uygular” arasında bir uyumsuzluk vardır.
“Kardeşinizi tanıyoruz ve güveniyoruz.” cümlesi yanlıştır. Cümlede güveniyoruzdan önce “ona” sözcüğü getirilmelidir.
“Bizi ilgiyle dinliyor ve not alıyordu.” Cümlesinde “Bizi ilgiyle dinliyor ve (konuşmalarımızı) not alıyordu olmalıdır.”
* Yerinde kullanılmayan sözcükler anlatım bozukluğuna neden olur.
– Enflasyon her şeyi pahalatıyor.” cümlesinde pahalatıyor yerine pahalaştırıyor; “Hiçbir işte süreli çalışmaz, hemen ayrılırdı.” cümlesinde süreli yerine sürekli kullanılmalıdır.
ÖZET
Bir veya birden fazla yargı içeren, duygu, düşünce ve istek belirten dil birimine cümle denir. Bir cümlede yüklem, özne, nesne ve tümleçler olmak üzere dört öge bulunur. Bu ögelerden yüklem ve özne cümlenin temel, nesne ve tümleçler de yardımcı ögeleridir. Bunlardan cümlede eylem oluş, durum istek ve bir hareket bildiren dil bilgisi birliğinin görev adına yüklem denir. Yüklemin belirttiği işi, eylemi yapana da özne denir. Nesne ve tümleçler cümlede belirtilen anlamın tamamlanmasını sağlarlar. Cümleler yapıları bakımından yalın (basit), birleşik, sıralı ve bağlı cümle olmak üzere dört türe ayrılır. İçerisinde tek yargı bulunan cümleye yalın cümle denir. Bir cümle birden fazla yargıyı bağ fiillerle, sıfat fiillerle vb. bağlanarak içeriyorsa bu tür cümlelere de birleşik cümle denir. Birden fazla yargı belirten cümleler virgül ve noktalı virgüllerle temel bir cümleye bağlanıyorsa bu cümleye de sıralı cümle denir. Yargı bildiren cümleler bağlaçlarla birbirine bağlanıyorsa bu tür cümlelere de bağlı cümle denir. Cümlede sözcükler belli bir düzen içerisinde sıralanırsa anlam kazanır. Aynı cümle farklı biçimlerde söylenebilir. Ancak bu söyleyişte anlam kaybı olabilir.
Türkçede cümleler haber ve dilek kiplerine ayrılarak incelenir. Haber kipleri bilinen (görülen), duyulan, tanık olunan (şimdi) gelecek ve geniş zamanı kapsar. Dilek kipleri ise dilek-istek, emir, gereklilik vb. ifade ederler. Cümleler bildirdikleri anlamlara göre haber cümlesi, dilek-istek,soru ve olumlu olumsuz cümleler olarak gruplandırılır. Soru cümlesi soru ifadeli bir cevap beklenen cümledir. Cümleler olumsuz hâle yüklemi fiille bitiriyorsa-mamak/-memek ekleri getirilerek kurulur.
Bir cümlede ögelerin eksik olması, özne-yüklem arasındaki uyumsuzluk, sözcüklerin yanlış kullanılması, noktalama işaretlerinin ve yazım kurallarına dikkat edilmemesi anlatım bildirdikleri bozukluğuna neden olur.

Kaynak: odevkonusu.blogcu.com

YORUM KÖŞESİ






dört + 7 =