Edebiyat çalışma soruları, Dil kültür edebiyat ilişkisi ile ilgili çalışma soruları, Dil ve kültür arasıdan nasıl bir bağ vardır?

DİL- KÜLTÜR-EDEBİYAT İLİŞKİSİ

Dilin ses, kelime ve cümle birimleriyle; düşünme , konuşma ve yazma gibi yönleri, edebiyat ürün ve eserlerinde de başlıca öğelerdir. Hiçbir edebiyat eseri ya da ürünü yoktur ki, dil öğeleriyle, dilin biçim ve anlatım yönleriyle, kısaca dil gereçleriyle ilgili olmasın.
Her dil ürünü, edebiyatın beklediği nitelikleri göstermeyebilir, ne var ki edebiyat ürünü aynı zamanda dil ürünüdür.
Dil, aynı zamanda kültür kaps***** giren bir anlaşma kurumudur. Kültür sözlüklerde şöyle tanımlanmaktadır: “ Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde ortaya konulan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları oluşturmada, sonraki kuşaklara iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin, ölçüsünü gösteren araçların tümü…”
Bu tanımlamadan anlaşılıyor ki dil ve onun işlenmiş onun ürünü olan edebiyat ve kültürün kapsamına giren araçlardandır. Bir toplumun kültürü, dil ve edebiyatı incelemeden ortay konulamaz.
Bilim, felsefe ve psikoloji vb. alanlarındaki eser ve ürünlerde dil, çoğu zaman bir araç gereç durumundadır. Bilimde önemli olan, gerçeğin araştırıldığı bilgiler, buluşlar ve incelemelerdir. Felsefede düşünce, psikolojide ruhsal olaylar; resimde renkler, çizgiler; müzikte ses ve armoni, heykelde biçim ve figür; mimarlıkta yapı ve estetik görünüm nemli öğelerdir. Edebiyatta ise dil, yalnızca araç gereç değil; onun, biçim, yapı ve anlamının olgunlaşmasını sağlayan en önemli öğedir.
Kısaca şöyle denilebilir:
Edebiyat bir dil sanatıdır. Her dilin en gelişmiş biçimi edebiyatında görünür.

1. Dil ve kültür arasıdan nasıl bir bağ vardır?

2. Bilimsel, felsefi ve psikolojik eserlerdeki dil anlayışı ile edebi eserlerdeki anlayışı arasıdaki farkı yazın.

EDEBİYAT, EDEBİYAT TARİHİ
Bir milletin edebiyatı; milli ruhu, milli hayatı görmek için en gerçekçi bir ayna sayılabilir: Bir millet hayatı nasıl görüyor, nasıl düşünüyor, nasıl hissediyor? Biz bunu en doğru ve en canlı olarak o milletin düşünce ve kalem ürünlerinde bulabiliriz. Şu halde “edebiyat tarihi” bir milletin manevi ve maddi gelişmesini edebi eserlerin penceresinden gören ve gösteren canlı bir tarih dalıdır.
Edebiyat, toplumun bir kurumu olması bakımından, kendisini oluşturan toplumun öteki kurumlarıyla ilişkili ve onlarla uyumludur. Gerçekte bir milletin coğrafi çevresi; sonra dini, iktisadi, hukuki, ahlaki, bedii, siyasi hayatıyla edebiyatı arasında ilişkiler o kadar açıktır ki, bu hususta açıklamaları bile çok görüyoruz. Geçmiş zamanlara ait bir edebi eseri yeterince ve tarihi anlamıyla anlamak için öncelikle o devrin genel hayatını, yaşayış ve düşünüş tarzlarını, o devir insanlarının hayat ve kainat hakkında nasıl görüşler beslediklerini öğrenmemiz gerekir.
M. Fuat Köprülü

1. Bir edebiyat ürününün toplumun hangi kurumlarıyla ilişkisi vardır? Belirtiniz.

2. Dil toplumların kültürleriyle ilgili bir kurumdur. Kültür ve dil kavramlarını tanımlayarak edebiyatla ilişkilerini belirlemeye çalışınız.

3. Edebiyat tarihi araştırmaları yapılırken öteki tarih araştırmalarıyla aynı yöntem uygulanır. Bu yöntem ile ilgili bilgi toplayınız. Belgelerinin önemini belirtiniz.

DİL VE KULTUR
Ziya Gökalp, dili kültürün temel unsuru sayar. O, bu görüşünde haklıdır. Zira dil, duy¬gu ve düşüncenin âdeta kabıdır. Bir milletin bütün duygu ve düşünce hazinesi, dil kabına veya kalıbına dökülür ve bu dil kabı ile yer¬den yere, nesilden nesile aktarılır. Yazı, dilin sesini kaydeden bir vasıta olarak dilin bir par¬çasıdır. Fakat kültür, söz ile de bir millet ara¬sında yayılır.
Dil, kültürün temeli olduğuna göre, bir milletin dil ile ifade ettiği sözlü, yazılı her şey kültür kavr***** girer. Sabahtan akşama ka¬dar evde, sokakta, çarşıda, iş yerinde konu¬şan halk, farkında olmadan dil tarlasını eker, biçer. Dilin duygu ve düşünce ile dolmasının sebebi, günlük hayata yakın olmasıdır.
Dil deyince konuşulan ve yazılan bütün kelime ve cümleleri anlamak lâzımdır. Halk günlük hayatında kelimeleri menşelerine gö¬re ayırmaz. Onu ilgilendiren, kelimelerin ma¬nası, işe yaramasıdır. Bir bakkal dükkânında on dakika oturup halkı dinleyerek, hangi keli¬meleri kullandığını tespit edebilirsiniz.
Her millet, dilini ve kültürünü yüzyıllar boyunca yoğurur. Bu esnada o, akan bir ne¬hir gibi içinden geçtiği her topraktan bazı un¬surları alır. Her medenî milletin konuşma ve yazı dili, karşılaştığı medeniyetlerden alınma kelime ve deyimlerle doludur. Bu bakımdan her milletin dili, o milletin çağlar boyunca ya¬şadığı tarihin âdeta özetidir. Dile bu gözle ba¬kılırsa mana kazanır.
Dil ile tarih ve kültür arasındaki münase¬beti bilen bir kimse, dili tek başına almaz. Zi¬ra dilde her kelimenin yazılış, ses, şekil ve m******* tayin eden, tarih ve kültürdür. Yu¬nus Emre’nin şiirlerinin dilini, yazıldığı devir ve çevreden ayrı ele alamazsınız. Zira, o ağacın kökleri, gelenek ile beraber, yetiştiği topraklara sımsıkı bağlıdır. Bu da gösterir ki filolog sadece dilci değil, geniş kültürlü, kafa¬sı, dil gibi hayatın bütün imkânlarına açık bir insan olmalıdır.
Kültür eserleri, dilin belli bir yer ve anda donmuş şekilleridir. Bu bakımdan onların abi¬delerden farkları yoktur. Kütüphaneler, dil abidelerini toplayan müzelerdir. Dil, bir kap olduğuna göre, onlara “duygu, düşünce, ha¬yal müzeleri” demek gerekir. Biz, eskiden yaşamış insanların hayat tecrübelerini, inanç ve değerlerini bu eserlerden öğreniriz. Aslın¬da dili, hem şekil, hem muhtevasıyla incele¬yen filolojinin gayesi, insan kültürünü tanı¬maktır. Fakat bu görüşe ancak dil ile kültür arasındaki bağlantıyı görenler ulaşabilirler.
Prof. Dr. Mehmet KAPLAN

1. Kültürün yayılmasında ve yaşatılmasında dilin faktörü nedir? Örnek parçadan yola çıkarak açıklayınız.
Nazım, ölçek (vezin), ayak (kafiye) gibi bağlarla bağlı olan bir anlatım yoludur.
Nazım (Arapça söylenişiyle nazm) sözcüğü, “dizmek” demektir. Eskiden na¬zım biçimindeki yazılara “manzum”, küçük nazım parçalarına “manzume”, na¬zım yazarlarına “nâzım” denirdi.

Bakıp imreniyorum akınına
Şehrin üstünden geçen bulutların.
Belki gidiyor onlar yakınına
Rüyamızı kuşatan hudutların.
(Ahmet Muhip Dıranas)

Yukarıdaki dörtlüğün nesirden farklı olan yönlerini, bir başka deyişle nazım olma özelliklerini maddeler halinde yazarak açıklayınız.
1. Aşağıda verilenlerden hangisi, tema değil, konu olarak değerlendirilmelidir.
a. yaşam sevinci b. Ölüm c. Aşk d. doğa sevgisi e.doğa

2. Aşağıdakilerden hangisi âhenk ögelerinden değildir?
a. Cinaslı uyak b. Vurdu c. Ölçü d. Tema e.Tonlama

3. Bir şiirin dil özellikleri neleri içerir?
4. Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatında yaygın kullanılan yeni nazım biçimlerinin birkaçını belirtiniz.
5. “Neşen
Ne ben
Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ
Ne de âlâm-ı fikre bir mersa
Olan bu mai deniz
Melali anlamayan nesle âşinâ değiliz.”
Bu dizelerin nazım biçimi nedir? Belirtiniz.

6. Serbest müstezat ne gibi özellikler taşır?

7. Serbest müstezat biçimini geliştiren başlıca şairler kimlerdir?

8. Klâsik Türk şiirindeki müstezatla serbest müstezadı karşılaştırınız.

9. Manzum öykü tarzına ne tür konular için başvurulur, niçin?

10. Yeni Türk şiirinde manzum öykü tarzını en çok kullanan şairler kimlerdir?

11. “Seyfi Baba” manzumesini, nazım birimi, ölçü ve uyak bakımından inceleyiniz.

12. “Seyfi Baba” manzumesinden çıkarılabilecek dersi belirtiniz.

13. Bu manzumeden abartma sanatına örnekler bulunuz.

14. Serbest şiir çığırının açılmasını sağlayan sanatçılar kimlerdir?

15. Serbest şiirin başlıca özellikleri nelerdir?

16. Serbest şiiri, serbest müstezattan ayıran başlıca özellikleri belirtiniz.

17. “Ay doğar ayazlanır “Almadan
Gün doğar beyazlanır Kokun aldım almadan
Mahmur gözlü sevdiğim Bir de yüzün göreyim
Uyanmaya nazlanır” Tanrı canım a/madan”
Bu iki örneğe dayanarak mâninin temel özelliklerini açıklayınız.

18. Siz de artık mâni için örnek bulunuz.

19. Mânilerin anonim halk şiirimiz içindeki yerini ve önemini belirtiniz.

20. “Eğer benim ile gitmek dilersen
Eğlen güzel yaz olsun da gidelim
Bizim iller kıraçlıdır aşılmaz
Yollar çamur kurusun da gidelim

Aşamazsın Karaman’ın ilini
Köprüsü yok geçemezsin selini
‘Gerdan yaylasının perçem belini
Lâle sümbül bürüsün de gidelim” (Karacaoğlan)
Bu dörtlüklere dayanarak koşmanın temel özelliklerini açıklayınız.

21. Koşmada ilk dörtlüğün dizeleri kaç biçimde uyaklanabilir? Birer örnekle
gösteriniz.

22. “Dinleyin ağalar meçinin eyleyim
Elma yanaklımın kara kaşlımın
O gül yüzlerine kurban olayım
Dal gerdanlımın da sırma saçlımın”
a. Konusuna göre koşmanın türlerini açıklayınız.

b. Yukarıdaki dörtlüğün hangi tür koşmadan alındığını belirtiniz.

23. Ağıt, koçaklama ve taşlama türlerinin konularını belirtiniz.

24. Semaî ile koşma arasındaki benzerlik ve farklılıkları gösteriniz.

EDEBİYAT TARİHİMİZİN DEVİRLERE AYRILMASI
Çok eski zamanlara kadar uzanan ve çok geniş bir coğrafî sahada meydana gelen Türk edebiyatının tarihini çizerken, onu başlıca üç devreye ayırarak ele almak ve incelemek artık klasikleşmiştir. Bu ana devreler;

a. İslâmiyet’ten önceki Türk edebiyatı,
b. İslâmî dönem Türk edebiyatı,
c. Avrupai (batı etkisinde gelişen) Türk edebiyatı.
olmak üzere üçe ayrılır. İkinci ve üçüncü devreler İslâm medeniyeti tesirinde gelişen Türk edebiyatı ve Batı medeniyeti tesirinde gelişen Türk edebiyatı suretinde de adlandırılmaktadır. Üçüncü devreye Türk yenileşme edebiyatı veya Tanzimat’tan sonraki Türk edebiyatı da denmiştir. Son zamanlarda -hususiyle üniversitelerdeki öğretimde- son devre Yeni Türk edebiyatı, birinci ve ikinci devreler Eski Türk Edebiyatı adı altında incelenmektedir. Bu üç devreye, 191l’den sonra kuvvetlenip yayılan Türkçülük akımı ve hareketinin ortaya çıkardığı millî kaynaklardan beslenerek meydana getirilen yeni bir edebiyat devresini eklemek gerekir. Bu, millî edebiyat devresidir, fakat uzun sürmemiştir.
Türk edebiyatı tarihi, yalnız Türk milletinin yaşadığı medeniyet çağlarına göre değil, Türkçe’nin edebî lehçelerine ve edebî mahsullerinin doğduğu cemiyet, çevre ve zümrelerine göre de sınıflandırılmaktadır.
Faruk K.Timurtaş (Tarih İçinde Türk Edebiyatı, İstanbul 1981)

(Aşağıdaki soruları örnek metinden yararlanarak cevaplayınız.)

1. Türk edebiyatı hangi ölçülere göre devrelere ayrılmıştır yazınız.

2. Türk edebiyatı hangi devrelere ayrılıyor. Yazınız.

TÜRK EDEBİYATININ DEVİRLERİ

İSLAMİYET TESİRİNDEKİ
TÜRK EDEBİYATI

SÖZLÜ KLASİK 1………………………………………
EDEBİYAT T.E. 2……………………………….
3……………………………….
4……………………………….
5………………………………

ANONİM HALK
ED.

Nâm u nişane kalmadı fasl-ı bahardan
Düştü çemende berg-i dıraht i’tibârdan

Eşçâr-ı bağ hırka-i tecrîde girdiler
Bâd-ı hazan çemende el aldı çenârdan

Heryaneden ayağına altın akıp gelir
Eşçâr-ı bağ himmet umar cûy – bârdan

Sahn-ı çemende durma salınsın sabâ ile
Azadedir nihâi bugün berg ü bârdan

Bakî çemende hayli perişan imiş varak
Benzer ki bir şikâyeti var rüzgârdan
1. Bu parçaya dayanarak gazelin başlıca özelliklerini belirtiniz.

2. Beyitleri arasında anlam birliği bulunan gazellere yek-ahenk denir. Yukarı¬daki gazel, yek-ahenk olabilir mi? Niçin?

3. Gazelin en güzel beyiti için kullanılan terim aşağıdakilerden hangisidir?
A. matla B. makta C.hüsn-i matla D. beytü’l-gazel E. hüsn-i makta

4. Aşağıdaki özelliklerden hangisi gazelle ilgili değildir?
A. Aşk, şarap, kadın, güzellik konularını işler.
B. Uyak örgüsü aa bb cc dd… biçimindedir.
C. En güzel beyitine beytü’l-güzel denir.
D. Divan edebiyatı nazım biçimlerindendir.
E. Beyit sayısı 5-15 arasında değişir.

5. Beyitleri aynı güçte aynı güzellikte olan gazele yek – avaz denir. Fuzûlî’ den okuduğunuz gazeli bu açıdan değerlendiriniz.
Kaynak: tekblogcu.com

YORUM KÖŞESİ






üç + 9 =