Roma Uygarlığı hakkında bilgi, RÖNESANS VE REFORM, ESKİ ÖN ASYA VE MISIR UYGARLIKLARI, Aydınlanmaya ve Sanayi Devrimine Tepkiler, Diğer Akımlar, AMERİKAN,FRANSIZ DEVRİMLERİ VE SANAYİ DEVRİMİ, XX. YÜZYIL: SAVAŞ VE BARIŞ

UYGARLIK TARİHİ

1.ROMA UYGARLIĞI:

Roma Uygarlığı, Roma Cumhuriyeti ve Roma İmparatorluğu olarak iki kısımda incelenmiştir. Birinci kısımda cumhuriyet devri siyasal gelişmeler, sosyo-ekonomik yapı, kültür, sanat ve edebiyatta ilerlemeler incelenmiştir. İkinci kısımda imparatorluk dönemi siyasal gelişmeler, sosyo-ekonomik yapı, kültür, sanat ve edebiyat gelişmeleri anlatılmıştır. Her iki kısmın sonunda ise cumhuriyet dönemini sona erdiren nedenler ve İmparatorluğun çöküş nedenleri açıklanmıştır.

2.RÖNESANS VE REFORM:

Orta çağlarda Avrupa insanı bir gruba, bir topluluğa bağlı olarak yaşıyordu. Bu bir derebeyinin malikanesi, bir lonca, ve her şeyden önemlisi evrensel kilisenin temsil ettiği dinsel topluluk olabilirdi. Bu düzen geçen ünitede ve bu ünitede açıkladığımız nedenlerden dolayı yavaş yavaş değişmeye başladı. Avrupa insanı bir grubun üyesi olmak yerine daha önce birey olduğunun bilincine varmaya başladı. Bu bilinçlenme onu öbür dünya değil bu dünyadaki çıkarlarını aramaya, bu amaçla girişimde bulunmaya zorladı. Rönesans’ın getirdiği bireyci, girişimci, laik dünya bakış açısı ilk olarak İtalya’da ortaya çıktı.
Uygarlık tarihi açısından İtalyan Rönesans’ının önemi onun hümanizm felsefesidir. İlk başlarda hümanizm Eski Yunan ve Roma edebiyat ve felsefesini canlandırma biçiminde ortaya çıktı. Daha sonraları hümanizm eskiyi taklit ötesinde daha özgün düşünce biçimine girdi. Hümanizmin özü onun insan şeref ve haysiyetine verdiği önemde ve insanı evrenin merkezi olarak görmesinde yatar.
Re formasyon hareketi, kuzey Avrupa Rönesanssının Hıristiyan kilisesine karşı doğurduğu tepkilerin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Kuzey Avrupa hümanistleri kilisenin uygulamalarını eleştirmiş ve dinde reform yapılmasını istemişlerdir. Luther’in Kilise ile mücadeleye girişi Calvin’in de etkisiyle reform hareketini hızlandırmıştır. Protestan mezhebinin kurulması sonucunda Protestanlık Avrupa’da bir orman yangını gibi hızla yayılmış, bu da Katolik kilisesini kendi içinde yeni reformlara ve düzenlemelere zorlamıştır. Sonuçta kilise ve din toplum içindeki eski otoritesini ve itibarını oldukça yitirmiş ve modern çağın laik toplum siyaset ve kültür yapılanması önündeki engel büyük ölçüde kalkmıştır

3.ESKİ ÖN ASYA VE MISIR UYGARLIKLARI hakkında bilgi:
Mezopotamya’da ilk uygarlık Sümerler tarafından getirilmiş, onları Sümerlerin uygarlığını benimseyen Akadlar, Babilliler, Asurlular izlemiştir. Mezopotamya’da birbiri ardına gelişen bu uygarlıkların modern dünyamıza yaptıkları önemli katkılar ana hatlarıyla belirtilmiştir.
İkinci olarak bu bölümde Ön Asya’nın bir parçası olan Anadolu uygarlıklarından en önemlisi ve en eskisi olan Hitit uygarlığı modern dünyamıza yaptığı katkılar açısından incelenmiştir.
Üçüncü olarak bu bölümde Nil nehrinin verimli yataklarında serpilip gelişen eski Mısır uygarlığı ana hatlarıyla incelenmiş ve bu uygarlığın insanlık tarihine yaptığı kültürel katkılar özetlenmiştir. Son olarak Pers uygarlığı ve Fenikeliler de kısaca ve ayrıca uygarlık tarihine yaptıkları katkılar açısından incelenmiştir
4.ORTAÇAĞLAR:
Hıristiyan Kilisesi idari ve hukuk sistemiyle doldurularak, tüm Avrupa’nın sosyal siyasal ve ekonomik hayatına hakim olmuştur. Kilise bu işlevlerini yerine getirebilmek için ayrıntılı bir doktrin ve katı bir ruhban sınıfı hiyerarşisi de geliştirmiştir. Kilise içinde realizm nominalizm gibi felsefi sorunlar tartışılmış, Thomas Aguinas gibi felsefeciler iman ile aklın uzlaştırılması için büyük çabalar sarf etmişlerdir. 1300′lerde açılan önemli üniversitelerde Arapça yazılı bilimsel ve felsefi metinler okutulmuş, Avrupalı düşünürler bu metinler sayesinde Eski Yunan felsefeleri ve özellikle Plato ve Aristoteles ile tanışmışlardır. 14 üncü ve 15 inci yüzyıllarda evrensel kilise liderliğinde birleşik Avrupa ideali ve düşüncesi sarsılmaya başladı. İngiltere ve Fransa arasında Yüzyıl savaşları sonunda ulusal merkezi devlet düşüncesi artarken Fransa’da mutlak monarşi düşüncesi hakim oldu. Ortaçağ sonları ulus devlet oluşumuna sahne oldu. Arap-İslam uygarlığı, Avrupa Uygarlığı ile olan ilişkiler açısından bakıldığında, önemli bir konumda görülür. Abbasi hanedanı (750-1260) döneminde Arap-İslam devleti, Avrupa Afrika ve Asya’ya uzanan uygarlığın zirvesinde bir imparatorluk görünümünü arz ediyordu. İslam uygarlığı, Avrupa en karanlık çağında yaşarken, bilim, felsefe ve edebiyat dallarında çok önemli düşünürler yaratmıştır. Bu düşünürlerin ortaçağ Avrupa sına etkileri Avrupa’nın ortaçağ karanlığından çıkıp Rönesans’a geçişini büyük ölçüde kolaylaştırmıştır.

5. XIX. Yüzyıl: Aydınlanmaya ve Sanayi Devrimine Tepkiler, Diğer Akımlar:
19 ucu yüzyıl Avrupa’sında ortaya çıkan ve bir önceki yüzyılın gelişmelerine karşı tutucu ılımlı, ya da radikal tepki ve gelişmeleri inceledik. Bunlardan ilki Akıl Çağı’na ve onun temsil ettiği değerler sistemine bir tepki olan Romantizmdir. Romantizm edebiyat ve sanatta bir başka akımla, Milliyetçilik ile de birleşmiştir. 19ncu yüzyılda, bir önceki yüzyıla tutucu bir tür tepki de Liberalizm olmuştur. Bu akım, Aydınlanma düşüncelerinin somutlaştırılması ve yaşama geçirilmesi olarak ta ifade edilebilir. Bu ünitede ikinci olarak Sanayi devrimine ve liberalizme karşı ortaya çıkan radikal tepkiler ve düşünceler incelenmiştir. Bunlar Sosyalizm ve Komünizmdir. Üçüncü olarak Darvincilik ve Sosyal Darvincilik düşüncesinin etkileri ve sonuçları toplumsal ekonomik ve siyasal düzeyde irdelenmiştir. Son olarak sosyal Darvinciliğin uluslar arası düzeyde uygulaması olan Emperyalizm ve sonuçları incelenmiştir.

6.AKIL ÇAĞI-AYDINLANMA hakkına bilgi:
Akıl çağı Batı uygarlığının en güçlü ve verimli dönemlerinden birisidir. Descartes ve Newton, bilimsel yöntemin ve düşüncenin temelini bu çağın başlangıcında atarlar. Doğa bilimlerinin bilimsel temele oturtulması, ve yeni doğa bilimlerinin kurulması bu döneme rastlar. Ayrıca insanı konu alan insanbilimleri ya da sosyal bilimlerin başlangıcı da Aydınlanma döneminde olmuştur. Descartes’in matematik yönteminin akla uygulanması insanbilimlerinin oluşumunu kolaylaştırmıştır. 17nci yüzyılın ortalarından başlayarak bilimde ve bilimsel yöntemde gelişmeler kültür dünyasına da yansımaya başlamıştır. Ortaçağın düşün ve iklimi yerini rasyonel ve laik düşünce ortamına bırakmaya başladı. Aydınlanma döneminde edebiyat ve sanat alanında da, diğer alanlardakine paralel olarak önemli gelişmeler olmuştur. Edebiyatta 18nci yüzyıl “düzyazı çağı” olarak bilinir. Rasyonalizmin etkisi roman ve tiyatro eserlerinde açık bir biçimde gözlenebilir. Barok sanat ve müzik 17nci yüzyılda zirveye ulaşmış 18nci yüzyılda yerini Neoklasik tarza bırakmıştır.
7.AMERİKAN,FRANSIZ DEVRİMLERİ VE SANAYİ DEVRİMİ:
Aydınlanma çağının temel düşünceleri tarihte ilk kez, (İngiltere dışında)Amerikan ve Fransız devrimleri ile birlikte yaşama geçirilmiştir. Amerikan devrimi, Fransızlara, bu düşünceler çerçevesinde özgür ve dengeli bir biçimde işleyen bir hükümet örneğini göstermiştir. Ancak Fransız devrimcilerinin ve devriminin aşırılığı, Fransız halkının tepkisine ve dolayısıyla da Napolyon’un iktidarına yol açmıştır. Napolyon dönemi ise, Fransız devriminin ve Akıl çağının düşüncelerinin bütün Avrupa’ya yayılması sonucunu doğurmuştur.
Sanayi devrimi, buharlı enerjisi, fabrikaları ve birçok yeni buluşları ile uygarlık tarihinin en önemli gelişmelerinden birisini oluşturur. Sanayi devriminin sonucu olan orta sınıfın ekonomik ve sosyal açıdan yükselişi, fabrika kentlerinin büyümesi ve gelişmesi, bu yüzden genelde nüfusun ve özelde kent nüfusunun hızlı artışı Batı dünyasının çehresini kısa sürede değiştirmiş ve eski rejimin yerleşik düzenini ve değerler sistemini kökünden bozmuştur.

8. XX. YÜZYIL: SAVAŞ VE BARIŞ:
20 inci yüzyıldaki iki dünya savaşının nedenleri ve sonuçları, toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel açılardan incelenmiştir. Birinci Dünya Savaşını hazırlayan siyasal ve ekonomik nedenler, İkinci Sanayi Devriminin ortaya çıkardığı bazı etmenler yanında, Milliyetçilik ve Emperyalizm çerçevesinde irdelenmiştir. İkinci Dünya Savaşı öncesi siyasal ve ekonomik gelişmeler, savaşı hazırlayan etmenler olarak belirmiş, dünya ekonomik buhranı, diğer faktörlerin de katkısıyla Avrupa’da diktatörlüklerin oluşmasını sağlamıştır. Son olarak bu ünitede İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa’da, Amerika’da ve öteki bölgelerde ortaya çıkan durum açıklanmış, barış çabaları ve Birleşmiş Milletler örgütünün kuruluş ve amaçları özetlenmiştir. Yirminci yüzyılın son çeyreğinde ortaya çıkan ve son yarım yüzyılın karamsar düşünce iklimini geçmişte bırakan gelişmeler, “Yeni Rönesans” başlığı altında irdelenmiştir.
Kaynak: www.tekblogcu.com izni ile alınmıştır

YORUM KÖŞESİ






+ bir = 8